BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ

Vücudun kendisini zararlı mantar, virüs ve bakterilere karşı koruma mekanizması. Bağışıklık sistemi organları. Vücudun mikroplarla savaşması.


Mükemmel ve kusursuz bir sistem olan canlı vücudu, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm maddeleri alma, bunları monomerlerine parçalama ve bu monomerlerden kendi vücuduna uygun yeni bileşenler sentezleme özelliğine sahiptir. Bu sistemi dış saldırılara karşı korumak için kendi özel savunma mekanizması da vardır.

Canlılar gözle görülebilen tehlikelerden, kaçarak mücadele ederek vb. kendilerini korumaya çalışırlar. Bir de gözle görünmeyen, elle tutulmayan canlı mikroorganizmalar ve cansız toz vb. maddeler vardır. İşte bu mikro maddelerle vücudun kendi savunma sistemi savaşır. Bu savaş bizim kontrolümüz dışında yapılır. Biz bazı kararlar verebiliriz. Örneğin; gezmek, koşmak, çalışmak bizim kendi irademizle verebileceğimiz kararlardır. Fakat vücudun iç kontrolü bizim kararımızla çalışmaz. Bu sistemlerin otokontrol mekanizması vardır. Bağışıklık sistemi de böyledir. Vücuda mikrop girince bizden emir almaz, direkt mikroplarla savaşmaya başlar. Bu süreçte eğer vücut mikroplarla savaşta zorlanıyorsa, ateşi yükseltip bizi halsiz düşürerek bütün gücünü ve kaynaklarını mikroplarla savaş için kullanır. Eğer vücut bu savaşı kazanamazsa yaşam biter.

Buna göre sağlıklı yaşamanın önemi çok rahat anlaşılabilir. Bu bölümün konusu bağışıklık sistemidir. Yani bağışıklık sistemi organlarını, yapı ve görevlerini ve çalışmasını anlatmaktır. Sağlıklı yaşam, vücudun ihtiyaç duyduğu tüm besinleri almakla ve kirli mikroplu ortamlardan uzak durmakla kazanılabilir. Sağlıklı yaşam, başka bir yazı konusudur.



Bağışıklık Sistemi

Vücudun hastalık yapan mikroorganizmaları tanıması ve bu mikroorganizmalara karşı kendisini savunmak için oluşturduğu tepkiye bağışıklık adı verilir. Bağışıklığı sağlayan organ ve dokulara bağışıklık sistemi adı verilir. Bağışıklık sözcüğü tıpta immunite olarak adlandırılır. Bağışıklık sistemine ise "immun sistem" denir. Bağışıklık bilimine immünoloji adı verilir. İmmunite kelimesi Latinceden gelmektedir.

Bağışıklık sistemi; kemik iliği, timüs, dalak, bademcikler, lenf düğümlerinden oluşur.

Vücut, hastalık yapıcı etkenlere karşı kendisini üç hatlı bir savunma sistemi ile korumaktadır. Savunmanın birinci hattı hastalık yapıcı unsurların vücuda girmesini engellemektir.

Zararlı canlı ve maddelerin vücuda girişi deri, ağız, göz, kulak, burun, mide, epitel doku ve bu organ ve dokuların salgıları ile engellenir.

Deri mikrop, toz, kir vb. maddelerin vücuda girmesini engeller. Deri, ter ve yağ salgılar. Bu salgılar derinin pH sini düşürür. Bu durum mikropların vücuda girmesine engel olur.

Ağız yoluyla canlı vücuduna giren zararlı mikroorganizmalar midede salgılanan asit ve enzimlerle yok edilmeye çalışılır.

Kulak yolunda tozları ve mikropları tutan, mikroorganizmaları öldüren kulak kiri denilen bir salgı salgılanır.

Gözlerde gözyaşı bezleri, mikropları öldürücü sıvı salgılar.

Solunum yoluyla alınan zararlılar, burunda ve solunum kanalındaki koruyucu yapılarca yok edilmeye çalışılır.


Bu ilk savunma hattını geçen mikroplarla ikinci savunma hattında mücadele başlar.

Savunmanın ikinci hattında fagositoz yapan hücreler, doğal katil hücreler, iltihaplanma ve interferonla korunma etkilidir.

Nötrofiller ve makrofajlar fagositoz yapan akyuvarlardır. Bu akyuvarlar mikropları sindirerek yok eder. Makrofajlar akyuvarların en büyüğüdür. Bu hücrelerin bazıları sürekli kan ile vücudu gezer. Bazıları çeşitli organlara (beyin, karaciğer, akciğer, böbrek) yerleşerek orada sürekli kalır.

Doğal katil hücreler, fagositoz yapmayan hücrelerdir. Bu hücreler lizozim enzimi salgılarlar. Virüslü veya kanserli hücrelere yapışarak onları yok ederler.

Derinin kesik yerine yerleşen mikroplara karşı iltihaplanma tepkisi oluşturulur. Buna yangısal tepki adı da verilir. İltihaplanma durumunda hasar görmüş dokuda bulunan bazofiller ve mast hücreleri ortama verilirler. Histamin damar geçirgenliğini artırır ve yaralı dokuya kan akışının hızlanmasını sağlar. Bunun sonucunda yaralı bölgede kızartı ve ödem oluşur. Yaralı ortamda bulunan mikroplar ve çeşitli salgı maddeleri makrofaj ve nötrofilleri uyararak hastalıklı dokuya geçmelerini sağlar. Makrofaj ve nötrofiller zararlı mikroorganizmaları fagositozla yok ederken, pıhtılaşmada rol alan fibrinojen ve diğer proteinler pıhtı oluşturarak mikropların sağlam dokuya yayılmalarını engellerler.


Virüs bulaşmış (enfekte olmuş) hücreler mikropların çoğalmasını engelleyen antimikrobiyal maddeler salgılarlar. Bu maddelere interferon adı verilir. İnterferonlar komşu hücrelere de sızarak bu hücrelerde virüslerin çoğalmasını engelleyen kimyasallar üretmelerini sağlarlar.İnterferonlar fagositoz yapan hücreleri de uyarır ve enfekte olmuş bölgeye gelerek mikroorganizmaları fagositoz ile yok etmelerini sağlarlar.

Vücutta ateşin yükselmesi, enfeksiyonlara karşı bir tepkidir. Bakterilerin ürettiği toksik maddeler vücudun ateşini yükseltir. 



1. savunma hattı sonuçsuz kalırsa ikinci savunma hattı devreye girer, ikinci savunma hattı da yetersiz kalırsa vücut üçüncü savunma hattını devreye sokar.

Üçüncü savunma hattında lenfositler devreye girer. Vücut bazı mikroorganizmaları ve yabancı maddeleri tanımaktadır. Bu yabancı maddelere karşı lenfositler üretir ve vücudu hazır tutar. Eğer bu mikroorganizmalarla vücuda girerse ilgili lenfositler uyarılır. Bu lenfositler çoğalıp farklılaşarak vücuda giren mikroorganizmalarla mücadele eder. 


Dolaşım Sistemi



SANATSAL BİLGİ

26/03/2018

  • YORUM YAZ
  • ADI SOYADI(veya nick)
  • YORUM
COPYRIGHT© HER HAKKI SAKLIDIR
Sitede Yer Alan Bilgi Belge Ve Materyallerin İzinsiz olarak Kopyalanması ve Alıntılanması Yasaktır

SANATSAL BILGI