ALGI YÖNETİMİ 

İnsanların beğeni, nefret, hayranlık gibi duygularını belirli yönlere çekmek için ne gibi taktikler kullanılıyor. İnsanlar nasıl sömürülüyor. Algı yönetimi ve zihin kontrolü.


Günümüzde kime özgür müsünüz diye sorsak muhtemelen evet cevabını alırız. Peki, gerçekten öyle midir? İnsanlar özgürce yaşayabilmekte midir, yoksa toplumlar modern köleler halinde mi yaşamaktadır.

Rönesans olayları, Hristiyanlıkta reform hareketleri, Fransız İhtilali ve nihayetinde demokrasi istekleriyle başlayan toplumların her bireyinin eşit haklara sahip ve üstün olduğu gerçeği, zamanla yasalarla korunma altına alındı. Aslında bu noktaya gelinceye kadar onlarca yıl süren kanlı mücadeleler oldu. Toplumlar özgürlüğünü elde etti. Ama toplumlar hep kendi başına kalabilir mi? Mutlaka onları bir şekilde sömürmek ve kullanmak isteyen birileri ortaya çıkacaktır ve bu kişiler amaçlarına ulaştıkça daha da güçlenecek, halk daha da zayıflayacaktır.

 Sanayi devrimi ile büyük şirketler doğdu. Halk bu şirketlerde çalışmak durumundaydı, çünkü para kazanmak zorundaydı. Aynı zamanda halk çeşitli ürünleri tüketmek zorundaydı. Belirli işlerde çalışan ve tüm ihtiyaçlarını satın alma yolu ile karşılayan toplumlar meydana geldi. Zira tarım toplumlarının yerini, sanayi toplumları almıştı. Halkın gününün önemli bölümü kapalı alanlarda makine ve masa başında geçmeye başlayınca halk gündemden sadece gazete ve radyo ve TV ler ile haberdar olmaya başladı. Bu olay kitle iletişim araçlarını ele geçirmenin önemini ortaya çıkardı. Büyük TV ve gazeteler; büyük şirketler, siyasi partiler veya bunların arkasındaki gölge kuruluşların eline geçti. Bu kitle iletişim araçlarının içeriğinin %90’ı halkın ihtiyacına yönelikken %10 ustaca gizlenmiş bir propagandaya hizmet etmeye başladı. Böylece halk zorla değil de gönüllü bir biçimde yine zengin ve elit bir sınıfın hizmetkarı olmaya devam etti. Bu olay geri kalmış ülkelerde oldukça belirgin biçimde gerçekleşti ve devam ediyor.

Şimdi bir toplum nasıl yönetilir, bir örnek üzerinden gidelim.

Algi


Algı Kontrolü

Şimdi toplumların algılarının nasıl yönetildiğine bir göz atalım, bir ürün üzerinden giderek genel algı yönetimine yayılalım.

 Diyelim ki bir grup kişi, bir ürünün bir ülkede çokça satılmasını istemekteler. Bunu en kolay ve en hızlı nasıl yaparlar, onu inceleyelim.

1- Televizyonlarda haberlere konu ederler. O ürünü satan kurum ve yöneticileri hakkında haber yapılmasını sağlarlar. Sabah programları, açık oturumlar vb. bu ürünü tartıştırırlar. Böylece halkın bundan haberdar olmasını sağlarlar.

2- Bu haber ve tartışma programlarında eğitimli şahıslara etkileyici konuşmalar yaptırırlar. İnsan iradesini etkileri altına almaya çalışırlar.

3- Kendi seçtikleri şahısları normal vatandaşmış gibi göstererek bu ürünü övdürür ve izleyenlerde "vayy bu gerçekten kaliteliymiş" algısı oluşturmaya çalışırlar.

4- O ürünü üretenleri vatansever, bayrağa, dine saygılı bir şahsiyete bürürler. Böylece olumlu algıları pekiştirirler.

5- Olay çok büyük bir şeyse, devlet yöneticileri ile de biraraya gelerek onlara övdürürler.

6- Bu faaliyetlere sosyal medya'da dahil edilir. Binlerce takipçisi olan hesaplar bu düşünce veya ürünü tekrar tekrar gündeme getirerek çok güzel birşeymiş algısı oluşturmaya çalışırlar.

Sonuçta halkın büyük kısmı kabullenmiş olur bu ürünü, aslında istemeden dahası farkında olmadan zorla kabul ettirilmiştir. Ancak o kişi bunu sorgulayamaz bile. Toplumdaki beğeni rüzgarına o da katılmış, niçin sevdiğini, niçin kullandığını bilmeden o ürünü kullanmaktadır.

7- Ürün devasa pazarlara ulaşır. Elde ettiği korkunç miktarda paralarla topluma daha farklı ürünler sunar. Artık istediği miktarda parayı hanesine koyabilmektedir.

8- Bu ürüne genetiği değiştiren, hormon veya kanserojen maddeler koyarak bunu kullanan kişilerde 10 – 15 yıl içinde ağır hastalıklar ortaya çıkmasına neden olan maddeler katabilirler.

 Böylece bir toplum muazzam bir çalışmayla kendisinin aklı, TV kanalları, siyasetçileri, insan gücü ve parası kullanılarak onlarca ordunun yapamayacağı yapılmış olur.

Burada biz örnek olarak bir ürün verdik. Bu ürün yerine siz bir siyasetçi koyabilirsiniz, bir parti koyabilirsiniz, bir şahıs koyabilirsiniz, bir dernek koyabilirsiniz, bir uluslararası şirket veya başka bir kuruluş koyabilirsiniz. Hepsinin temeli aynıdır. Topluma bu yargıyı kabul ettirmek, beğendirmektir.

Gerek görüldükçe belirli TV kanallarında haberler, açık oturumlar, sabah programları bu amaçla yapılır.

Siz kendinizi ne kadar akıllı sansanız da işte bu adamların oyuncağı olmaktan kurtulamazsınız.

Bu olay sadece bir ülkede yapılmaz. Dünyada bunun çok sayıda örnekleri mevcuttur. Medyası olan kişinin elinde bir güç vardır. Bu güç, eğer uygun olmayan amaçlar güden kişilerin eline geçerse o gazetedeki haberler ve TV deki programlar da o amaç doğrultusunda kullanılacaktır elbette.

Dahası da var.

Toplumun beğeni, ret ve idolünü belli alanlara yöneltmek söz konusu olduğunda film ve diziler dahi bu amaca çalışır. Siz dizileri, filmleri heyecanla izlerken, aslında filmin içine ustalıkla gizlenmiş algı manipülasyonlarının hedefi olursunuz. Filmde kahramanlar %90 sizi temsil etmektedir. %10 ise sizin olmasını istediğiniz kişileri. Böylece siz filmdeki kahramanı kendinize idol olarak alırken sizi çekmek istedikleri yöne de otomatik kaymış olursunuz.

İzleyin, eğlenin, iyi vakit geçirin ama sakın ha sakın, bu film iyiydi diye ondaki kahramanlara özenmeyin. Gerçek hayatta onlar beceriksiz, niteliksiz, hatta tacizci, sarhoş, cahil insanlar olabilmektedir. Zira film ve magazin sektörüne girmek için eğitimli olmak değil, daha çok cahil olmak işe yaramaktadır.


Bu olay kitap, dergi ve gazetelere kadar uzanabilmektedir. Bu algı tacirlerinin en büyük kurbanları kendisini iyi yetiştirememiş ve gündemi iyi takip edemeyen bireyler olmaktadır. Zira sabah işine gidip akşama kadar bir makinenin veya direksiyonun başında ekmek kavgası veren bir kişinin, evine geldiğinde sadece 1 – 2 saat haber ve dizi izleyecek vakti olmaktadır ve bu vakti de daha çok kendisini hedef alan algı tüccarlarına gitmektedir.

Peki birey bundan nasıl kurtulur. Öncelikle haber, film ve dizilerde size verilmek istenen mesajları almak zorunda değilsiniz. Vakit geçirir ama o programın etkisinde kalmazsanız siz karlı çıkarsınız. Burada şunu sorabilirsiniz, verilmek istenen mesaj iyi bir mesaj olmaz mı? Pekala olabilir. Bunu filme diziye, vb. ustalıkla gizlemenin bir manası yok. Açıkça söylesinler, biz beğenirsek kabul ederiz :)


Bol miktarda kitap okuyun. Okuduğunuz kitaplar, sizi bilgilendirme amaçlı olsun. Eski ve tanınmış yazarların kitaplarını okumak, bugünün algı amaçlı kitaplarına tercih edilmelidir. Bir de güvendiğimiz ve emin olduğumuz ve de tanıdığımız kişilerin kitaplarını okumalıyız. Aksi halde okuduğumuz kitabın yarardan çok zararı olur. Korkmayın, bilinçli olursanız illa ki akla karayı ayırabilirsiniz, insan zekası düşündükçe doğruyu bulabilecek biçimde yaratılmıştır.


Algı Nedir, Algımızı Nasıl Koruruz

Sosyal Medyanın Yararları ve Zararları

Yapay Zeka Kavramı


SANATSAL BİLGİ

10/04/2019

  • YORUM YAZ
  • ADI SOYADI(veya nick)
  • YORUM


COPYRIGHT© HER HAKKI SAKLIDIR
Sitede Yer Alan Bilgi Belge Ve Materyallerin İzinsiz olarak Kopyalanması ve Alıntılanması Yasaktır

SANATSAL BILGI