EĞİTİM SİSTEMİMİZ NASIL OLMALI

Türkiye’de eğitim sistemi ve sorunları. Nasıl bir eğitim sistemine sahip olmalıyız. Daha iyi bir nesil nasıl yetiştirebiliriz. Başarılı ve lider bir eğitim sistemine sahip olmak için neler yapılmalı.


Türkiye’de özellikle son 4-5 yıl içerisinde hemen her yıl eğitim sisteminin değişmesi ve her dönem başında öğrencilerin üniversitelere ve liselere yerleşmenin nasıl olacağı konusunda emin olamamaları, sık yapılan müfredat değişiklikleri, öğrencilerin hak ettikleri yere yerleşemediklerine ilişkin şikayetleri ve ülkemizin uluslararası eğitim ölçümlerinde hep son sıralarda yer alması Türkiye’de eğitim sorununu ortaya çıkardı.

Öncelikle burada şunu herkesin kendisine sorması gerekliydi.

15 yıl öncesine kadar ülkemiz çok sayıda dünyaca ünlü bilim adamları, profesör, sanatçı vb. yetiştirdi. Ülkemiz uzayda uydusu olan sayılı ülkeler arasına girdi. Dünyanın ilk 500 üniversitesi arasında her zaman en az bir üniversitemiz bulundu. Şimdi neden eğitim sistemi bu hale geldi.

O halde kötü ve başarısız bir eğitim sistemi yoktu. Belki bazı noktaları eksik kalan bir eğitim sistemi vardı. Bu yetersiz kalan noktaları düzeltmek yerine eğitim sistemini komple değiştirmek bu küçük sorunları çözemezdi. Aksine daha büyük sorunlar yaratırdı ki nitekim öyle oldu. Bugün eğitim sistemi birbirine dolaşmış bir yumak topuna dönüştü.

Son 1 – 2 yılda ülkemizde artık dünyada ilk 500 arasına giren üniversite olmadı. Bilim, sanat ve gelişme durdu. Ülkemiz bilim olimpiyatlarında hep son sıralarda yer almaya başladı. Halk, eğitim sisteminin bu işleyişine tepki göstermeye başladı. Eğitim sorunu ülkenin başta gelen sorunları arasına girdi. Sonunda artık bu işin böyle yürümeyeceği anlaşıldı.

Eğitim kurumlarının başına nitelikli ve işi bilen insanlar getirilmeye başlandı. Bu kişiler her yeni bakan tarafından değiştirilmiş bu sistemle eğitimin yürümeyeceğini ve yeni bir sistem yapmanın şart olduğunu belirttiler. Böylece eğitim sistemimize yine değişiklik yolu göründü.

Biz de arzuladığımız bir eğitim sisteminin nasıl olması gerektiğine dair bir yazı paylaşarak hem öğretmenlerle, hem de bu konuda uğraşan tüm eğitimcilerle bir fikir paylaşmak ve halkı bilinçlendirmek, aydınlatmak istedik.


Öncelikle eğitimden amaç nedir? Devlet niçin eğitim verir? İnsanlar niçin eğitilmek zorundadır. Bu soru ile işe başlamalıyız. Sorunun cevabı şudur;

Her devlet ulusunu geliştirmek, eğitmek, bilinçlendirmek ve modern eğitim – öğretim araçlarıyla donatmak zorundadır. Aksi halde o ulus ve devlet kısa sürede yıkılır.

Öyleyse insanları eğitmekten korkmamalı. Bir toplumda insanlar matematiği, Fen Bilimlerini, o ülkenin dilini ne kadar iyi biliyorlarsa o kadar başarılı, yaratıcı, kendisini ifade edebilir ve diplomasi ve diğer konuları başarıyla yürütürler.

Günümüz teknoloji çağıdır. Bilgisayar hayatın tüm alanlarına girmiştir. Gelişmiş ülkeler yapay zeka üretimine başlamıştır. İnsanlarla konuşan robotlar, öğrenme ve kendisini geliştirme yeteneğine sahip olan robotlar yapılmaya başlanmıştır. Savaş yeteneği olan robotlar üretilmektedir. Yakında tankların, uçakların ve helikopterlerin birer yapay zekaya dönüştürülmüş savaş makinesi hali ile karşılaşacağız. Bu muazzam güçle başedebilmek için bir şeye kesinlikle sahip olmak zorundasınız: yapay zeka.

Her zaman olduğu gibi günümüzde de kendisini geliştirememiş, eğitimsiz veya yarı eğitimli kesimler, güçlerinin her şeye yetebileceğini ve her şeyi yapabileceklerini ileri sürerler. Lafla rüzgar esmeyeceğini biliyoruz.

Medyada öğrendiğimiz kadarıyla başta eğitim bakanımız olmak üzere eğitim alanı üzerindeki yöneticiler Amerika, Finlandiya ve İngiltere eğitim sistemleri üzerinde duruyorlarmış. Tamamen yanlış bir yönelim olur. Dünyanın en eski milletiyiz biz, dünyanın en çok devlet kurmuş ulusuyuz biz. En fazla imparatorluk kurmuş, en geniş coğrafyaları yönetmiş bir ulusuz biz Türkler. Çağ açıp çağ kapatmış bir milletiz. Hal böyleyken ve dünyayı bizim eğitmemiz gerekirken, başkalarının eğitim sistemini kopyalamak şu ana kadar yapılan en büyük hata olacaktır ve bize hiçbir şey kazandırmayacaktır.

Biz Türkler, kendimize has bir eğitim sistemine sahip olmalıyız. Eğitim sistemimiz Matematik, Fen Bilimleri ve Türkçe çekirdek alınarak geliştirilmeli ve bu çekirdeğin etrafına şanlı tarihimiz en eski çağlardan başlayarak yerleştirilmeli. Bu ülkenin her yurttaşının bu ülkenin coğrafyasını bilmesi gerekir. Bu nedenle Türkiye Coğrafyası dersi mutlaka okutulmalı. Yukarıdakiler haricinde bilgisayar programlama dersi 6. Sınıftan itibaren en azından seçmeli ders olarak öğrencilere öğretilmeye başlanmalı.

Öğrenciler ilkokul 1. Sınıftan itibaren sıkı bir biçimde yetiştirilmeli. Aktif öğrenme çağı 5 – 30 yaşları arasındadır. En aktif bölüm 5 – 19 yaşları arasındadır. Bu dönemde çocuklarımıza okuma sevgisini, matematik sevgisini ve ülke sevgisini mutlaka aşılamalıyız. 

Aman öğrenciyi sıkmayalım, aman herkesin yeteneği farklı gibi bir gerçekliği olmayan hikâyelerle kendimizi ve çocuklarımızı kandırmamalıyız. Tamam, herkesin yeteneği farklı olabilir ama bu kimsenin Matematiği, Türkçeyi ve Fen bilimlerini öğrenmesine engel değildir. Ortalama bir zekâ düzeyine sahip her çocuk Matematiği ve Fen bilimlerini öğrenebilir ve çok güzel de kullanabilir. Çocuk üflemeyi ve koşmayı biliyor diye hemen çocuğu matematikten, Fenden ve eğitim hayatından koparmamalıyız. Bazı kişiler, bazı spor ve sanat dallarında yetenekli olabilir, ama hayatta bu yeteneklerini doğru kullanabilmeleri için yine Matematik ve Türkçe eğitimleri sağlam olmalıdır. Aksi halde 1 – 2 basamak çıktıktan sonra kötü örnek olmaya ve herkesi bezdirmeye başlarlar. Günümüzde bunun sporcu ve sanatçılar arasında birçok örneğini görüyoruz.

İster çalgıcı olsun, ister sporcu olsun, ister dansçı olsun. Her Türk; matematiği, Türkçeyi, Tarihi ve belirli bir ölçüde Fen Bilimlerini iyi bilmelidir. Asla neyine yarayacak demeyin. Bilgili bir insan; yetişmiş, sorumlu, yasalara saygılı, nerede ne yapması gerektiğini bilen devletine, polisine, sağlık görevlilerine yardım eden hoşgörülü ve pozitif bir insandır ve eğitimin öncelikli amacı da budur. Bu nedenle öğrencilerin yetenekleri farklı deyip lise diplomasını alıp üzerindekileri okuyamayan veya en basit hesapları yapamayan, basit bir mantık bile kuramayan nesiller yetiştirme yanlışına düşmemeliyiz.

Matematik Dersi Nasıl Olmalı

Matematik dersini ilkokul sonuna kadar günlük işlemleri yapabilme becerisi, ortaokul sonuna kadar denklem kurma ve sayı sistemlerini, sayı çeşitlerini öğrenme ve denklem kullanarak problem çözme üzerine kurmak gerekir. Matematik dersinden korkmamak gerekir. Gerekirse ders saatlerini uzatarak öğrencilerin matematiksel yönlerini maksimum derecede geliştirmeye çalışmak gerekir.

Matematik, illaki tek ders olmak zorunda değil. Matematiği ilkokul sonuna kadar veya ortaokul sonuna kadar her sınıfta 2 ayrı ders halinde verebilirsiniz. 1. ders temel matematik işlemleri ve cebir üzerine olmalıdır. 2. ders matematiksel mantık yürütme, matematiğin önemi, bilgisayar matematiği, matematiksel düşünce gücü, matematik nasıl öğrenilir, matematik hesaplamaları nasıl yapılır ve nasıl kolaylaştırılır şeklinde bir yardımcı ders, matematiği destekleyici bir ders olabilir. Öğrencilerin karşılaştıkları her olayın aslında bir matematiksel açıklamasının olduğu anlatılır. Öğrencilere matematik sevdirilir.


Ortaöğretim başında öğrenciler sayısal ve sözel olmak üzere ikiye bölünür. Sözel bölümde matematik ağırlıklı sözel ve hafif matematik eğitimli sözel olmak üzere ikiye ayrılabilir. Keza Sayısal bölüm de ileri matematik bölümü ve hafif matematik bölümü olmak üzere ikiye ayrılabilir. Ortaöğretim yani Lise eğitimi bu tercih ve yerleştirmeye göre yapılır. Öğrencilerin lisedeki başarıları ve girecekleri bir sınav onların yerleşmesinde belirleyici olmalıdır. Yine özellikle sayısal bölümde eğitim sıkı olmalıdır. Sayısal bölümde tutunamayan öğrenciler sözel bölümlere gönderilmelidir.

Bir iki ailenin tepkisini çekmemek adına öğrenciyi başarılı olamayacağı branşta tutmanın ne onlara ne ülkeye bir faydası olmaz.

Öğrenciler üniversiteye yerleşirken bu alanlarına göre ek puan verilir.

Sayısal bölümü tercih eden öğrencilerin en fazla ders saatleri matematik üzerine olmalıdır. Matematik dersi mükemmel öğretilmelidir.


Fen Bilimleri Dersleri

Fen bilimlerinde bir yandan Fizik, Kimya ve Biyoloji alanına giren kavramlar ve hesaplamalar anlatılırken öte yandan fizik ve kimya kullanılarak yapılan üretim ve hesaplamalar örnek verilerek öğrencilerin bu dersleri iyi tanımaları ve hayatlarının bir parçası olarak kabullenmeleri sağlanır. Günümüzde hemen her ülke gelişmiş füze, tank uçak yapmakta veya mikroişlemci ve çeşitli yazılımlar yapmaktadır. Bunların Fen Bilimleri ve Matematik bilgisi gerektiren aynı zamanda algoritmaya dayalı işlemler olduğu öğrencilere anlatılır.

Fen bilimleri alanında kaliteli bir öğrenci topluluğuna sahip olmalıyız. Öğrencilerimizin en az %40’ı Fen bilimleri alanında mükemmel olmalıdır. Bunun için bu çocukları gerekirse öğretmenlerinin tavsiyesi ve Ortaokul sonunda bir yetenek testi yaparak özel okullara almalıyız ve kaliteli bir eğitim vermeliyiz. Bu öğrencilere parasal destek ve imkânı olmayanlara yatacak yer ve yemek temini yapılmalı, bu öğrencilerle okul idarecilerinin sık sık görüşerek varsa problemleri giderilmesine çalışılmalıdır. Çünkü ülkenin geleceği bunlardır. Bu kişiler niteliksiz okullarda, niteliksiz öğrencilerle baş başa kalarak eğitim hayatından kopmamalılar. Zira Fen bilimlerinde uluslararası başarı kazanacak yetenek de bir öğrenci gittiği okulda öğrencilerin sınıfta, okul bahçesinde sigara içtiğini, gürültü çıkardığını herkese saygısız davrandığını ve kimsenin bunlara bir şey yapamadığını görünce okuldan ve derslerden soğuyacaktır. Bu da çok önemli bir sermayeyi, bir altın madenini kaybetmek demektir.


Türkçe Dersi Nasıl Olmalı

Bizim ülkemizde yaşayıp dilimizi öğrenemeyen bir çocuğun fazla suçu yoktur. Suçlu, o öğrenciye dilini öğretmeden okuldan mezun eden sistemdir.

Öğrenciler Türkçe’nin tüm yazım ve dilbilgisi kurallarını öğrenmeden Ortaöğretimden mezun edilmemelidir.

Türkçe dersleri öğrencilerin ilgisini çekecek efsanelerimiz, savaşlarımız ve başarılarımız anlatılarak işlenmeli, hem tarihimiz, hem hikâyelerimiz hem de dilimizin kuralları ve kullanılması öğrencilere birlikte öğretilmelidir. Tarihimizde utanılacak hiçbir şey yoktur, aksine her sayfası gurur duyulacak şeylerle doludur.


Yabancı Dil Dersi Nasıl Öğretilir

Her okuduğumda veya dinlediğimde güldüğüm bir şey vardır. Bizim milletimiz İngilizceyi öğrenemiyormuş. Gereksiz bir aşağılamadır bu. Hayır, kardeşim insanlarımız İngilizceyi hemen öğreniyorlar fakat siz İngiltere’de yaşayan bir kişi kadar İngilizce bilmesini bekliyorsunuz. İyi de yanında kim var ki? Çocuk öğrendiklerini kimle paylaşacak, nerede kullanacak ki? Bir ülkede doğan çocuk o ülkenin dilini 2 – 3 yılda öğrenebilmektedir. Günlük yaşamda İngilizceyi kullanmayan öğrenci İngilizceyi asla beklediğiniz kadar öğrenemez. Gerçekten öğrenmelerini istiyorsanız, bu kişileri çeşitli eşyaların araç ve gereçlerin olduğu bir salona alırsınız. 3 – 5 kişilik gruplara ayırır ve bu grupların her birine bir eğitimci verirsiniz. Eğitimciler öğrencilerle sadece İngilizce konuşur. Çevredeki eşyaların adlarını ve günlük konuşmaları öğretir. O zaman bakın bakalım nasıl İngilizce konuşuyorlar.


Tarih Dersi Nasıl Olmalı

Tarihini bilmeyen bir toplum kim olduğunu bilemez. Türk milleti dünyanın en eski ve en köklü milletlerinden biridir. 10.000 yıldan fazla bir zamandır tarih sahnesinde olan Türkler hiçbir zaman puta tapmamış. Her zaman mazlum ve ezilen milletlere yardım etmiş ve yeryüzünde adaletin en büyük sağlayıcılarından birisi olmuşlardır. Orta Asya’dan başlayarak Türk tarihi ayrıntılarıyla öğretilmeli ve Türkler üzerine oynanan oyunlara karşı tüm öğrenciler bilinçlendirilmelidir.


Eğitim Sisteminin Disiplini

Öğrencilere kesinlikle gevşek davranılmaz. Öğrenci; çalışması, öğrenmesi ve kendisini geliştirmek zorunda olduğunu bilmeli ve bu sorumlulukla öğrenimine devam etmelidir.

Öyle okulu sevmeyen bir kişi okula gitmek zorunda değildir. Açıköğretim sistemi geliştirilmeli, okuldan atmak kolaylaştırılmalı ve okuldan atılan kişilerin Açıköğretim okullarına kayıtları yapılmalıdır. Bazı sosyal mecralarda bazı öğrencilerin sınıfta öğretmeninin önünde sigara içtiğine tanık oluyoruz, bazı öğrencilerin öğretmenini azarladığını, bazılarının öğretmenlerini dövdüğünü görmekteyiz. Çoğu öğretmen sesini çıkaramamaktadır. Bu öğrencilerin okumasına gerek yoktur. İvedilikle okuldan atarsınız, açıköğretime devam ederler. Öğretmenine saygı duymayan bir kişinin devletine, milletine bayrağına saygı duyması beklenemez. Okula devamları engellenerek diğer öğrencilerin, öğretmenlerin ve eğitim sisteminin zarar görmesinin önüne geçilmelidir. Hiçbir öğrenci okulun kabadayısı olamaz, müdürü, öğretmenleri ve diğer öğrencileri korkutamaz. Açıköğretim herkese açıktır. Bazen şöyle sözler duyuyorum: öğretmenler beni, benden kurtulmak için mezun ettiler diye. Bu bir başarı değildir. Şimdi bu çocuk eğitilmiş mi oldu. Açıköğretime kaydını yaparak okuldan ayırsaydınız bu çocuk ve diğer çocuklar hayatta yasalara, başkalarının haklarına ve kurallara uymanın önemini görecek ve kavrayacaklardı. Bundan sonraki hayatlarını da ona göre domine edeceklerdi.

Bir başka mesele şudur; öğrenciler okulda matematik ve fen öğrenmek yerine sanayiye giderek bir mesleğin nasıl yapıldığını öğrenmelilermiş. Bu sözler aklıma eskiden söylenen bir sözü getirdi: “Bu çocuk okumaz, bir araba tamircisinin yanına verin çalışsın”. Şimdi bu görüşü devlet uygulaması haline getirmeye çalışıyorlar. Okumak istemeyen bir öğrenciyi salın gitsin sanayide çalışsın. Hem erkenden hayata atılsın hem parasını kazansın hem de öğretmenlere ve eğitim sistemine boş yere yük olmasın. 

Tabii bu hususlar meslek lisesi ve meslek yüksekokulu gibi sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda öğrenci yetiştiren okullar için geçerli değildir.

Sanatsal Bilgi eğitim, deneyim ve tecrübelerini ülkenin gelişmesi ve kalkınması doğrultusunda tüm resmi kurumlarla paylaşmaya hazırdır.




SANATSAL BİLGİ

26/02/2019

  • YORUM YAZ
  • ADI SOYADI(veya nick)
  • YORUM

YORUMLAR
Emirhan Kaya
Açıkçası bu yazmış ve paylaşmış olduğunuz düşünce paylaşımlarının eksikliklerini ve aynı zamanda da doğruluk paylarının olduğunu düşünüyorum. Ancak şöyle bir gerçekte vardır ki en verimli ve doğru bir sistemin kararlaştırılıp, uygulamaya geçirilmesi çok uzun zaman alacakmış gibi görünüyor.
COPYRIGHT© HER HAKKI SAKLIDIR
Sitede Yer Alan Bilgi Belge Ve Materyallerin İzinsiz olarak Kopyalanması ve Alıntılanması Yasaktır

SANATSAL BILGI